7℃ açık
Ankara Hava Durumu

MAKALE

Bariatrik ve Metabolik Cerrahi iİle Daha Sağlıklı Bir Hayat Mümkün..

29.07.2018 21:08
Dünyada ve ülkemizde obez insan sayısı giderek artıyor. Obezite sağlıklı yaşamın önündeki belki de “en büyük” engellerden biri.

Son yıllarda adını sıkça duyduğumuz “obezite cerrahisi” ile yalnızca fazla kilolardan değil bazı metabolik sorunlardan da kurtulmak mümkün.

Obezite, en basit tanımıyla vücutta olması gerekenden fazla yağ depolanmasıdır. Morbid obezite ise boy ve kilodan hesaplanan (kg/m2) BMI değerinin 40 ve üzerinde olduğu durumdur. Vücut kitle indeksinin 35 ve üzerinde olduğu, ancak ciddi yandaş hastalığı olan hastalar da morbid obez grubuna giriyor.

 

AMELİYATLA BİRDEN ÇOK HASTALIKTAN KURTULMAK MÜMKÜN

 

Obeziteyi ve yandaş hastalıkları tedavi etmek üzere sindirim sistemi üzerinde gerçekleştirilen her türlü müdahaleye bariatrik ve metabolik cerrahi adı verilir.

Bu cerrahi metotların temel etki mekanizması, kısıtlayıcı ve emilimi azaltıcı olarak iki türdür.

Tüm metotların Tip 2 diyabet başta olmak üzere, yandaş hastalıklar üzerinde de olumlu etkisi vardır. Kanda şeker düzeyinin yükselmesiyle ortaya çıkan şeker hastalığı, yani diyabet Tip 1 ve Tip 2 olarak ikiye ayrılır.

  • Tip 1’de vücudun bağışıklık sistemi insülini salgılayan pankreas hücrelerine karşı uygunsuz bir reaksiyon geliştirerek bunları yıkıma uğratır. Metabolik cerrahinin bu hastalara bir faydası olmaz. Ancak, Tip 1 diyabetli ve obez şahıslarda kilo vermeyi sağlayacak ameliyatlar insülin gereksinimini azaltabilir ve kan şekerinin dengelenmesini kolaylaştırabilir.

 

  • Tip 2 diyabette ise, vücutta yeterince, hatta normalden fazla insülin mevcuttur. Fakat bu insüline karşı dokularda direnç gelişir. Böylece pankreas aynı kan şekeri düzeyini tutturabilmek için giderek daha fazla insülin salgılamak zorunda kalır ve sonunda yorgun düşer.

Kanda yükselen kan şekeri seviyeleri, eşlik eden hipertansiyonun da etkisiyle özellikle damar duvarlarında ve sinirlerde tahribata yol açar. Böylece, kontrolsüz diyabetiklerde görülen böbrek yetmezliği, ayak yaraları ve göz bozuklukları meydana gelir.

 

HER HASTAYA UYGUN CERRAHİ YÖNTEM SEÇİLMELİ..

Uygulanacak cerrahi yöntemler şöyle sıralanabilir.

“Metabolik cerrahi dediğimizde tek bir ameliyat anlaşılmamalıdır. Mide bandından, tüp mideye, gastrik bypasstan SADI denilen ameliyata kadar bir çok ameliyat türü, çeşitli derecelerde diyabeti düzeltebilir. Bu düzelme oranları diyabetin kaç yıldır mevcut olduğuna, insülin kullanılıp kullanılmadığına, başka yandaş hastalıkların varlığına, organ hasarlarının olup olmadığına ve derecesine göre değişir. Yine, uygulanacak ameliyat yöntemi de bu değerlendirmelere göre belirlenir. Özetle, medyada yaratılan yanlış algıya rağmen, “şeker ameliyatı” diye tek bir ameliyat yoktur.

Ülkemizde son yıllarda, obezite ve metabolizma cerrahisi sayılarında dikkat çekici bir patlama yaşanmaktadır. Bu durum, aslında obezite cerrahisinin yakın zamanlara kadar korkulan bir ameliyat türü olması yüzünden, toplumsal obezite oranlarımıza göre az sayıda ameliyat yapılıyor olmasından kaynaklanmaktadır. Son yıllarda, bu cerrahi türünün güvenle yapılabileceği ve uygun merkezlerde, deneyimli obezite cerrahları tarafından gerçekleştirildiğinde düşük risk içerdiği görüldükten sonra ameliyat sayılarında ciddi bir artış olmuştur.

Buna rağmen, nüfusumuz, obezite ve diyabet oranlarımız dikkate alındığında yıllık 60-70 bin civarında ameliyat yapılması gerekirken, bu sayı günümüzde 7000 vaka civarındadır. Oysa, bu cerrahiye erişimin sağlanmasıyla diyabete bağlı pek çok organ kaybı önlenebilir, tedavi masraflarının devlet bütçesine yükü de azaltılabilir. “

 

İNSÜLİNE VEDA ETTİREN AMELİYAT ..

Bu ameliyat sürecinde hastanın çok detaylı değerlendirmeleri yapılmakta ve risk oranları belirlenmektedir.

  • Ameliyatların tümü laparoskopik, yani kapalı teknikle yapılabilmektedir.
  • Bu yöntemde, karın açılmaz, sadece 3-4 adet 5-10 mm kesiden özel cihazlarla karına girilerek ameliyat gerçekleştirilir.
  • Bunun avantajı, ameliyattan sonra hastanın çok az ağrı hissetmesi ve çok hızlı bir iyileşmedir.
  • Kilo kaybı ve yandaş hastalıklardaki düzelmeler ameliyattan hemen sonra başlar.
  • Ortalama 8-12 ay içerisinde hastanın ideal kilosuna ulaşması mümkün olur.
  • Diyabetik hastalarda ise, ameliyatın türüne göre, bazen ilk günden itibaren, bazen de ilk haftalarda belirgin bir düzelme olur.
  • Uygun hasta seçimi ile hastaların % 90’dan fazlası insülini tamamen bırakabilir.
  • Metabolik cerrahi sadece insülin kullanmaksızın kan şekerinin dengelenmesini sağlamaz, aynı zamanda başta böbrek olmak üzere, geri dönüşsüz safhaya geçmemiş organ hasarlarını da düzeltir. Bu düzelmeler, yapılan ileri tetkiklerle saptanabilir.

Uzmanlaşmış cerrah ve merkezler önem taşıyor.

Obezite ve metabolizma cerrahisinde önemli olan, bu ameliyatların sadece bu cerrahi türüne özelleşmiş merkezler ve cerrahlar tarafından gerçekleştirilmesidir.Yapılan uluslararası çalışmalarda, yüksek sayıda ameliyat yapan cerrahların komplikasyon oranlarının, arada bir yapanlara göre neredeyse beşte bir oranında düşük olduğunu gösterir.

Bu cerrahi türü, uzmanlaşmış cerrah ve merkezlerce yapıldığında safra kesesi ameliyatına eşit risk oranları ile gerçekleştirilebilir,  kilo kaybı ve metabolik düzelme oranlarının da daha yüksektir.