8℃ sisli
Ankara Hava Durumu

Ruh Sağlığı (Çocuk-Ergen Yetişkin)

Mutluluğun Sırrı Genetik...

Son Güncelleme : 05 Ağustos 2018 09:08

MUTLULUĞUN SIRRI GENLERDE Mİ?


Hepimiz mutlu bir yaşam sürmek istiyoruz.

Peki kimler mutlu? Mutluluğun ne kadarı genlerden geliyor. Hepimiz başka insanların yüzlerini inceler, onları tanımak için kendilerini nasıl hissettiklerini tespit etmeye çalışırız.

Fakat ne aşırı mutluluklar ne de aşırı mutsuzluklar sonsuza kadar bizimle kalıyor.

Yaşam, lunaparklardaki trenler gibi inişler ve çıkışlarla dolu. Kimi zaman mutluluktan uçuyor, kimi zaman üzüntünün, acının ve kederin derinliklerinde kaybolup gidiyoruz. Fakat ne aşırı mutluluklar ne de aşırı mutsuzluklar sonsuza kadar bizimle kalıyor. Mutluluğu parada, aşkta, mal mülkte veya başarıda arayanlarımız var. Modern psikoloji bilimi ise mutluluğu çoğunlukla yanlış yerlerde aradığımızı, aslında mutlu olmanın elimizde olduğunu gösteriyor. Bu yüzden de, mutluluğun sırlarını öğrenmek gerekiyor.

MUTLULUĞUN GENLERİ VAR MI ?

Los Angeles’taki Kaliforniya Üniversitesi’nden Shelley Taylor’un liderliğindeki bir araştırma grubu da, 2011 yılı Eylül ayında Proceedings of National Academy of Sciences dergisinde yayımladıkları bir makale ile oksitosin reseptör geninin (OXTR) stres ve depresyonla baş etmede en önemli psikolojik özelliklerle -hayata pozitif bakış, kendine güven, kişinin kendi hayatı üzerindeki kontrolün elinde olması gibi- ilişkili olduğunu bildirdi.

Bir hormon olan oksitosin, özellikle üremedeki işlevi ile bilinir. Fakat son yıllarda yapılan bilimsel çalışmalar oksitosinin orgazm, sosyal tanımlama, sadakat, kaygı ve annelik gibi değişik durumlar üzerinde de etkisi olduğunu gösterdi. Diğer yandan oksitosin eksikliğinin empati eksikliğine neden olduğu ve sosyopati, psikopati ve narsizm gibi kişilik bozukluklarıyla da ilişkili olduğu bulundu.

Bu konuda daha önce yapılan bir çalışmada da, oksitosin hormonunun miktarındaki artışın özellikle stres altındaki kadınlarda daha fazla sosyal ilişkiye neden olduğunu bulunmuş. OXTR geninin yapısı ile yukarıda bahsedilen psikolojik özelikler arasında güçlü bir bağlantı olduğu bulunmuş olsa da çalışmanın lideri Taylor, genlerin kader olarak algılanmasının yanlış olacağını, “AA” varyantına sahip insanların da depresyonu yenebileceğini, stresle baş etmeyi öğrenebileceğini belirtiyor. Çünkü insanın yaşamı boyunca maruz kaldığı çevresel faktörlerin genlerin yapısında değil ama çalışmasında önemli rol oynadığının bilindiğini, örneğin sevgi ve anne şefkati ile büyüyen bir çocuğun gen yapısından dolayı taşıdığı riskin tamamen elemine edilmesinin bile söz konusu olabileceğini belirtiyor.

Çalışmanın lideri Jan Emmanuel De Neve, bir önceki çalışmanın lideri Taylor gibi bu sonuçların kader gibi algılanmaması gerektiğini ve mutluluğun tek bir genin değil çok sayıda genin bileşik etkilerinin kontrolü altında olduğunu bildiriyor.

The How of Happiness: A Scientific Approach to Getting the Life You Want adlı kitabın yazarı ve mutluluk konusunda en tanınmış bilim insanlarından olan Kaliforniya Üniversitesi psikoloji profesörlerinden Sonya Lyubomirski de,  mutluluk konusunda yapılan bilimsel çalışmaların, mutluluğun % 50 sinin genetik yapımızca belirlendiğini, beklenenin aksine sadece % 10′unun yaşam şartları (zengin veya fakir olmak, hasta veya sağlıklı olmak, güzel veya sıradan olmak, evli veya bekâr olmak vb) tarafından kontrol edildiğini gösterdiğini belirtiyor.

Geriye kalan % 40′ı ise “kendi davranışlarımızın” belirlediğini öne sürüyor. Bir diğer değişle mutluluğumuzun % 40′ı elimizde ve günlük yaşantımızdaki davranışlarımız tarafından belirleniyor. Lyubomirski bu gerçeğin davranışlarımızı kontrol ederek, doğru şeyler yaparak, mutluluk eşiğimizi yükselterek daha mutlu olabileceğimizin kanıtı olduğunu belirtiyor.

Lyubomirski’ye göre, % 40 gibi önemli bir oran üzerinde bizim kontrolümüz varsa, o zaman mutluluk eşiği doğuştan yüksek olan, yani yaşamları boyunca mutlu olan insanların davranışlarına bakıp onları kendi yaşantımıza uygulayarak daha mutlu olabiliriz.

Bu düşünceyle yolan çıkan bilim insanları mutlu insanları incelediklerinde ortak bazı özelliklerin olduğunu belirlemişler:

  • Mutlu insanlar aile ve arkadaşlarına önemli miktarda zaman ayırıyor ve bu ilişkilerini taze tutup onlardan zevk alıyorlar.
  • Sahip oldukları şeyler için minnettarlık duyuyorlar.
  • Birlikte çalıştıkları insanlara veya yoldan geçenlere ilk yardım eli uzatanlar genellikle onlar oluyor.
  • Geleceğe olumlu bakıyorlar.
  • Hayattan zevk alıyorlar ve “şimdide yaşıyorlar.
  • Düzenli bir günlük veya haftalık egzersiz programı uyguluyorlar.
  • Belirledikleri hedeflere, yapmak istediklerine kesinlikle bağlı kalıyorlar (örneğin çevre için, insan hakları için mücadele etmek, ahşap mobilya yapmak, çocuklarına kendi inançlarını öğretmek)
  • Onlar da diğer insanlar gibi yaşamlarında stres yaşıyor, ama stresle baş etmede soğukkanlı ve güçlü olmak gibi bir silahları var.