Çevre Bilincini Geliştirme Derneği Başkanı Prof. Dr. Hamdi Temel, günlük yaşamın her alanına nüfuz eden naylon ve plastik kirliliğine karşı çarpıcı uyarılarda bulundu. Kaleme aldığı "Naylon Aşkı Öldürür" adlı eserine atıfta bulunan Temel, plastiğin yaşamın her alanında kullanılmasının tehlikelerine vurgu yaptı.
Anka Ajansı’nın haberine göre; Prof. Dr. Hamdi Temel, bilimsel araştırmalar, gözlemler ve deneyimler ışığında plastik ve naylon kirliliğinin küresel ve ulusal boyutlarına dair detaylı açıklamalarda bulundu. Temel, naylonun bir virüs gibi toplumun ve yaşamın en ücra noktalarına kadar yayıldığına dikkat çekti.

BPA içeriklerine dikkat çekti
Kadınların çorabından petine, erkeklerin tişörtünden pantolonuna, çocukların okul formasından beslenme çantasına, bebeklerin alt bezinden biberonuna kadar naylonun her yerde kullanıldığını ifade eden Prof. Dr. Hamdi Temel, kaleme aldığı “Naylon aşkı öldürür” adlı eserinde yer alan saptamaları şu sözlerle aktardı:
“Kimi zaman plastik su damacanası kılığına girerek zehirliyor bizi, kimi zaman naylon poşet olup deniz kuşlarını öldürüyor, balıkların cinsiyetiyle oynuyor! Bazen Bisphenol A (BPA) formunda kanseri azdırıyor, bazen de çatal, bıçak, tabak, bardak şeklinde kanımıza karışıveriyor. Hatta gecenin ilerleyen saatlerinde prezervatif kostümüne bile girebiliyor. Naylon, aşkı öldürüyor. Duyarsız insanların naylon aşkı da, tüm canlıları öldürüyor!”

"Plastiği gelişigüzel ve hunharca toprağa atıyoruz"
Son yıllarda tüm dünyada ciddi bir plastik kirliliği dalgasının başladığını ve ortaya çıkan mikro plastiklerin toprak, su, hava, insan bedeni, bitki ve hayvanları doğrudan etkilediğini belirten Temel, toplumsal bilinç düzeyindeki eksiklikleri şu cümlelerle eleştirdi:
“Gün geçtikçe de bu konuyla ilgili çalışmalar yapılmasına rağmen ne yazık ki insanların bilinçlenmesi hala eksik. Çevremize baktığımız zaman görüyoruz ki hala gelişigüzel naylon poşetleri, plastik kapların atıklarını, önümüze gelen her şeyi hunharca toprağa atıyoruz, toprağa attıktan sonra da çok büyük problemlerle karşı karşıya kalıyoruz. Herkes çevresine baktığı zaman görürler, inanılmaz derecede plastik çöp yığınlara dönüşüyor. Toprağı attığınız zaman ister istemez bu toprakta etkileşime girerek toprağın fiziksel ve kimyasal özelliklerini değiştiriyor, etkiliyor, onları kirletiyor, kontamine ediyor. Toprağın fiziksel ve kimyasal özellikleri değiştikten sonra da burada yetişen meyvelerimiz, sebzelerimiz, bütün envai çeşit bitkilerimiz hepsi ne yazık ki bu mikroplastiklere maruz kalıyorlar. Bitkilerden, meyvelerden, sebzelerden aklınıza gelen her şey bunları hayvanlar yiyor, bizler yiyoruz. Çevrede, biraz hava ısınmaya başladığı zaman havaya geçmesi, suyumuza geçmesi, toprağa geçmesi derken en sonunda insanlar olarak bizler etkileniyoruz. Belki dünyada sağlık alanında çok güzel gelişmeler var. Doktor sayılarımız artıyor. İnsanlar daha bilinçli, yeme içmesine dikkat ediyorlar diyoruz ama hastalıklarımızın çeşidinde artma meydana geliyor. Bunlar durup dururken olan şeyler değil gerçekten.”

"Büyükbaş hayvanlar yiyecek zannedip yiyor"
Açık alanda kullanılan plastik kapların kapalı alanlara çekilmesi veya cam şişelerle ikame edilmesi gerektiğini kaydeden Prof. Dr. Hamdi Temel, daha önce yürüttükleri bilimsel çalışmalarda bu plastiklerin bünyesinde 5 farklı zararlı kimyasal madde saptadıklarını paylaştı. Bu maddelerin güneş ışığına maruz kaldığında çözünme reaksiyonları nedeniyle sayıca ve miktarca daha da arttığını belirten Temel, çevreye atılan plastiklerin hayvancılık sektörüne ve doğal yaşama verdiği zararları şu şekilde dile getirdi:
“İkinci husus da siz bunları içtiniz ve hemen bakıyorsunuz insanlar böyle pat kullandıktan sonra atıyorlar toprağa. Şimdi bu toprak bunları nasıl tutacak? Kolay kolay çözülmesi de zor. Çözündükten sonra toprağı kirletmesi o ayrı bir problem. Eğer çözülmezse bunları hayvanlar yiyor. Bakın büyükbaş hayvanlar yiyor, yiyecek zannediyorlar. Yiyorlar ve hayvanların yaralanması, ağız yaralanması hatta nefes borusu tıkanıp ölmesine kadar etki ediyor. Ya da midesi doluyor. Dolduktan sonra da hayvan zannediyor ki tokum, tok olduğu için yemek yemiyor. Cılızlaşmasına neden oluyor. Bu hem ekonomik anlamda bir problem meydana getiriyor. Hem sağlığımız anlamında bir problem meydana getiriyor. Buna bir dur dememiz lazım.”

Kamu kurumlarına "geri dönüşüm" çağrısı
Kirlilik sarmalına karşı çözüm yolunun öncelikle bireysel davranış modellerini değiştirmekten geçtiğini hatırlatan Çevre Bilincini Geliştirme Derneği Başkanı Prof. Dr. Hamdi Temel, kurumsal olarak atılması gereken adımları şu sözlerle özetleyerek konuşmasını tamamladı:
“Dur demenin en basit yolu da önce insan kendisinden başlıyor. Eğer kendisi prensip olarak davranışlarını biraz değiştirirse atacağı ürünleri dışarı değil de geri dönüşüm ünitelerine atmaları gerekir. Bu konuda devletimize, çevre bakanlığımıza, belediyelerimize de çok görev düşüyor. Bunları alıp geri dönüşüm ünitelerinde hemen hemen bütün plastik atıkların ne yapılması lazım? Geri dönüşüm sayesinde hem kullanılması hem de sağlık sektöründe kullanılmayacak şekilde başka bir alanda kullanabilecek ortamlar veya bir şartlar oluşturmak lazım.”
