Hekimliği bir sanat olarak tanımlayan Tıbbın Babası Hipokrat, “ ağrıyı dindirmek ilahi bir sanattır” diyerek hekimliğe kutsallık atfeder.
Ağrı insan doğasının hem vazgeçilmez bir unsuru hem de bazen tahammül edilmeyecek kadar can yakan ve her şeyi yaptırabilecek bir kudrettir.

Diş Hekimi Bilge Şahin yaptığı araştırmada; ağrıyı tanımladığımızda organizmanın herhangi bir yerinden kaynaklanan doku harabiyetine bağlı ve /veya bağlı olmayan, insan geçmişindeki deneyimleri ile de hoş hissedilmeyen emosyonel ve sensoriyal bir durum olduğunu vurguluyor.
Ağrı duyusunu baş, yüz, çene bölgesinde yani bizim en çok karşılaştığımız şekilde sınıflayacak olursak;
Diş hekimliğinde en sık karşılaştığımız dentinal veya odontojenik olarak tabir edeceğimiz ağrılardır. Bu ağrılar, ağrıyı dişe iletmenin yanı sıra baş, boyun, çene gibi bölgelere yansıyan ağrı şeklinde oluşabileceği için ağrının kaynağının tam bir muayene ile tespit edilmesi esastır.
Odontojenik ağrılar, yansıyan ağrı, motor etkenler, nazal konjesyon (burun tıkanıklığı), sinus konjesyonu, göz yaşarması gibi geniş semptom vererek taninin tespit edilmesini zorlaştırabilirler.
Diş kökenli ağrılar kendiliğinden (spontan) olabileceği gibi isi değişimleri, yiyecekler, içecekler, dokunma veya basınç gibi stimuluslarla da başlayabilirler.
Diş hekimine en çok başvurulan odontojenik ağrılar:

periodontal ağrı, termal ağrılar, bruksizm, ilaç kullanımına bağlı ağrılar, dişe bağlı olmayan ağrılar vb.
Günümüz diş hekimliğinde bu tanıların yarısını ne yazık ki komşu, tanıdık ve akrabaların yaşamış olduğu tecrübeler yerini almakta. Toplumumuzun yüzde sekseninde diş hekimi ve beyaz önlük fobisi bulunmaktadır. Evde zonklayan ama koltuğa oturunca ortadan kaybolan ağrı, biz diş hekimleri için oldukça olağan karşılanmakta.
Yukarıda ağrıyı kısaca özetlemeye çalıştım. Ne yazık ki ağrı duyusu kişiden kişiye değişen bir duygu. Hatta öyle ki ayni kişinin ağız içinde farklı dişlerinde bile aynı tedaviye yanıt farklı olabiliyor. Bu yüzden komşunun başına gelen sizin başınıza gelmek zorunda değil. Tedavi prosedürü her zaman hastanın ağrısını dindirmek yolunda esastır.
