Figen Balcı’nın hazırlayıp sunduğu “Figen Balcı ile Hayatın Reçetesi” programına konuk olan Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Ceyhan, son günlerde gündeme gelen hanta virüsü
ve olası pandemi riskini değerlendirdi. Ceyhan, pandemilerin kaçınılmaz olduğunu ancak hanta virüsünün yeni bir Covid’e dönüşmesinin beklenmediğini vurgulayarak, koruyucu sağlık hizmetlerinin güçlendirilmesi gerektiğine dikkat çekti.
Figen Balcı’nın hazırlayıp sunduğu “Figen Balcı ile Hayatın Reçetesi” programına konuk olan Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Ceyhan, son günlerde gündeme gelen hanta virüsü, pandemi riski ve dünyadaki salgınlarla ilgili değerlendirmelerde bulundu.
You Tube: https://youtu.be/bcCMwRfYhFQ

Programda, hanta virüsünün yeni bir pandemi oluşturmasının beklenmediği belirtilirken, tarih boyunca pandemilerin ağırlıklı olarak grip virüsleri ve koronavirüslerden kaynaklandığına dikkat çekildi. Bunun temel nedeni olarak bu iki virüs grubunun hızlı ve büyük mutasyon geliştirebilme kapasitesi gösterildi. Hanta virüslerinin ise çok daha yavaş mutasyon geçirdiği, insandan insana bulaşmasının sınırlı olduğu ve yoğun temas gerektirdiği ifade edildi. Covid-19’da bir kişinin kısa sürede birçok kişiye virüs bulaştırabildiği hatırlatılırken, hanta virüslerinde böyle bir yayılım kapasitesinin bulunmadığı vurgulandı.
“Pandemi deprem gibi; kaçmak değil hazırlanmak mümkün”
Prof. Dr. Mehmet Ceyhan, pandemilerin insanlık tarihi boyunca belirli aralıklarla tekrarladığına dikkat çekerek, gelecekte de yeni pandemilerin kaçınılmaz olduğunu ifade etti.
Prof. Dr. Ceyhan, dünyanın yeni bir pandemiyle mutlaka karşılaşacağını ancak bunun büyük olasılıkla yine grip virüsleri ya da koronavirüslerden kaynaklanacağını belirtti.
Pandemilere karşı en önemli hazırlığın koruyucu sağlık hizmetlerini güçlendirmek olduğunu belirten Ceyhan, yalnızca tedavi odaklı sağlık sistemleriyle büyük salgınların ekonomik ve toplumsal yükünün taşınamayacağını kaydetti. Ceyhan, Covid döneminde Türkiye’de sağlık sistemi çökmese de bunun çok ağır ekonomik maliyetler oluşturduğunu, benzer durumların dünyanın en güçlü ekonomileri için bile sürdürülebilir olmadığını vurguladı.
Hanta virüsünün geçmişi 900 yıl öncesine dayanıyor
RNA analizlerinin hanta virüslerini en az 900 yıldır dünyada bulunduğunu ortaya koyduğunu belirten Ceyhan, virüsün ilk kez geniş çapta dikkat çekmesinin Kore Savaşı sırasında olduğunu anlattı. Ceyhan, Birleşmiş Milletler Barış Gücü askerlerinden yaklaşık 3 bin kişinin “Kore Ateşi” olarak tanımlanan ağır bir hastalığa yakalandığını, daha sonra ise bunun nedeninin hanta virüsleri olduğunun anlaşıldığını ifade etti.
Virüse adını veren yerin ise Güney Kore’de bulunan Hantaan Nehri olduğunu aktaran Ceyhan, hanta virüslerinin “Eski Dünya” ve “Yeni Dünya” virüsleri olarak iki ana gruba ayrıldığını ve yaklaşık 21 farklı mutant tip bulunduğunu belirtti.
Bu tiplerden yalnızca birinin; Arjantin, Uruguay ve Şili’de görülen ve insandan insana bulaşabilen tür olduğunu ifade eden Ceyhan, geri kalan yaklaşık 20 tipte insandan insana bulaş olmadığını; buna Türkiye’de görülen tiplerin de dahil olduğunu kaydetti. Ceyhan ayrıca, Asya, Afrika ve ABD’de görülen vakalarda da yaygın insandan insana bulaş saptanmadığını belirtti.

Gemide ortaya çıkan tablo neden önemli?
Son günlerde gündeme gelen gemi vakalarının farklı bir hanta tipiyle ilişkili olduğuna dikkat çeken Ceyhan, bu virüsün çok uzun bir kuluçka dönemine sahip olduğunu belirtti. Ceyhan, kuluçka süresinin bazen 4 gün, bazen ise 42 güne kadar uzayabildiğini ifade etti.
Programda, ilk yolcunun 1 Nisan’da gemiye bindiği, 6 Nisan’da hastalandığı ve kısa süre içinde yaşamını yitirdiği aktarılırken, aradan 6 haftadan fazla süre geçmesine rağmen daha önce testi negatif olan bazı kişilerde sonradan pozitif sonuçların görüldüğü kaydedildi.
Bu nedenle bugün negatif test sonucu bulunan kişilerin ilerleyen günlerde hastalanmayacağının kesin olmadığı vurgulandı.
Ev karantinası risk oluşturabilir”
Türkiye’de gemiden gelen bazı kişilerin evlerinde karantinada tutulmasının tartışma yarattığını belirten Ceyhan, uzun kuluçka süresi nedeniyle aile içi bulaş riskine de dikkat çekti. Ceyhan, özellikle ateşin yükseldiği dönemin hastalığın en bulaştırıcı evresi olduğunu ifade etti.
Evde karantina uygulamasında hastanın sağlık kuruluşuna bildirilmesinin ailelerin inisiyatifine bırakılmasının risk yaratabileceğini belirten Ceyhan, hastaneye ulaşana kadar aynı evde yaşayan kişilere bulaş olabileceğine dikkat çekti.
Ceyhan, bu nedenle bazı ülkelerin daha sıkı önlem aldığını ifade ederek, Yunanistan’ın vakasını hastanede karantinada tuttuğunu, İngiltere ve Avustralya’nın da benzer uygulamalar yaptığını aktardı. Ceyhan, ABD’nin ise CDC kararıyla vakaları özel merkezlerde izlemeye başladığını ifade etti.

Prof. Dr. Ceyhan, Arjantin’de birkaç yıl önce yaşanan bir olayda tek bir kişinin 33 kişiye virüs bulaştırdığı ve bunlardan 10’unun yaşamını yitirdiği örneğini vererek, ev karantinasının bazı hanta tiplerinde ciddi risk taşıyabileceğini vurguladı.
“Komplo teorileri doğal ama doğadan büyük laboratuvar yok”
Virüs salgınlarının bilinçli biçimde üretildiğine yönelik komplo teorileriyle ilgili değerlendirmelerde de bulunan Ceyhan, teorik olarak birçok senaryonun üretilebildiğini ancak bunun tek başına kanıt oluşturmadığını ifade etti.
Yıllar önce gemi salgını ya da hanta virüsü senaryolarının yazılmış olmasının doğal olduğunu vurgulayan Ceyhan, her yıl binlerce benzer senaryo ve komplo teorisi üretildiğini, bunlardan bazılarının ise tesadüfen gerçek olaylarla örtüşebildiğini belirtti.
Ceyhan, virüslerin yaşamlarını sürdürebilmek için sürekli mutasyon geliştirdiğini, doğanın zaten başlı başına dev bir laboratuvar olduğunu belirtti. Grip virüslerinin kuşlarda, koronavirüslerin ise yarasalarda yaşamlarını sürdürdüğünü aktaran Ceyhan, zaman içinde bazı mutasyonların insandan insana bulaşma özelliği kazandığını ifade etti.
Programda, insanların doğal yaşam alanlarına müdahalesinin de bu süreçte etkili olduğu belirtilirken, kuşların ve yarasaların yaşam alanlarının yapılaşma nedeniyle daralmasının insan temasını artırdığına dikkat çekildi.
Turistik gemiler ve gıda depoları için kritik uyarı
Programda, yaz sezonu yaklaşırken özellikle büyük yolcu gemileriyle ilgili hijyen uyarıları da gündeme geldi. Gemilerdeki gıda depolarının kemirgenler açısından yüksek risk taşıdığını belirten Prof. Dr. Ceyhan, kemirgenlerin bıraktığı atıkların hastalık bulaşında önemli rol oynayabileceğini ifade etti.
Ceyhan ayrıca, Türkiye’deki gıda depoları dahil olmak üzere tüm depolarda her gün kemirgen kontrolü yapılması; deliklerin, yuvaların ve atıkların düzenli denetlenmesi gerektiğini kaydetti.
Virüsün gıda yoluyla alınmasının ardından yine solunum sistemi üzerinden hastalık oluşturabileceğini belirten Ceyhan, özellikle temizlik personelinin yüksek risk altında olduğunu vurguladı. Ceyhan, uzun süre kullanılmayan binaların temizliğinde de dikkatli olunması gerektiğini ifade etti.
Prof. Dr. Ceyhan’dan doğa gezilerine çıkanlara uyarı
Doğa yürüyüşü yapanların kemirgenlerin yoğun bulunduğu alanlardan uzak durması gerektiğini belirten Prof. Dr. Ceyhan, özellikle durağan su birikintileri, akarsu kenarları, mağaralar ve tarla farelerinin bulunduğu bölgelerde dikkatli olunması gerektiğinin altını çizdi.
Ceyhan, kemirgenlerin su içerken salyalarını çevreye bırakabildiğini, bu nedenle bu alanlarla temas edilmemesi gerektiğini kaydetti. Ceyhan ayrıca, evde kemirgen beslenmemesi gerektiğini de özellikle vurguladı.
Pandemilere hazırlıklı olmanın ilk kuralı koruyucu sağlık hizmetlerinin güçlendirilmesi
Programda sağlık sistemlerinin pandemi hazırlığı açısından geldiği nokta da değerlendirildi. Eskiden koruyucu hekimliği önceleyen bir sağlık yaklaşımının bulunduğu, ancak bugün dünya genelinde yatırımların ağırlıklı olarak tedavi edici hizmetlere yöneldiği ifade edildi.
Prof. Dr. Mehmet Ceyhan aile hekimliği sistemine geçişle birlikte tedavi hizmetlerinin ağırlık kazanması sebebiyle koruyucu sağlık hizmetlerinin geri planda kaldığını vurguladı.
Prof. Dr. Mehmet Ceyhan pandemilere karşı hazırlıklı olmanın en önemli yolunun koruyucu sağlık hizmetlerini yeniden güçlendirmek olduğu söyledi.
