Genç işsizliğinde kaygı bozukluğu ve gelecek kaygısı artıyor

Genç işsizliğinde kaygı bozukluğu ve gelecek kaygısı artıyor

Türkiye’de ve dünyada artan genç işsizliği oranları, ekonomik bir sorun olmanın ötesinde derin psikolojik sorunlara yol açıyor. İş arama sürecinin uzamasıyla birlikte genç nüfusta kronik kaygı bozukluğu, özgüven kaybı ve yoğun gelecek stresi gözlemleniyor.

İşsizliğin bireyler üzerindeki psikolojik yıpranma payı ve ekonomik belirsizliğin tetiklediği ruhsal sorunlar hakkında 24 Saat Gazetesi’ne konuşan Klinik Psikolog İnci İdil Kılıç, artan genç işsizliği oranlarının ruh sağlığı üzerindeki etkilerini değerlendirdi.

 “Sınırlı istihdam olanakları bu kaygıyı daha da artırıyor”

Gençler arasında artan işsizliği yalnız ekonomik değil aynı zamanda önemli bir ruh sağlığı sorunu olarak değerlendiren Klinik Psikolog İnci İdil Kılıç, “Araştırmalar, özellikle üniversite mezuniyetine yaklaşan gençlerin iş bulamama korkusu nedeniyle yoğun kaygı yaşadığını göstermektedir. Düşük ücret beklentisi, güvencesiz çalışma koşulları ve sınırlı istihdam olanakları bu kaygıyı daha da artırıyor. Bu durum gençlerde stres, umutsuzluk ve mesleki doyumun azalmasına yol açabiliyor. Bu nedenle genç işsizliği yalnızca ekonomik bir mesele olarak değil, gençlerin psikolojik iyi oluşunu etkileyen önemli bir toplumsal sorun olarak karşımıza çıkıyor” ifadelerini kullandı.

“Gençlerde özsaygının zedelenmesine yol açıyor”

Uzun süreli işsizlik konusunda açıklamalarda bulunan Kılıç, “İşsizliğin uzamasıyla birlikte bireylerde kaygı düzeyinin arttığını görüyoruz. Bu da zamanla özgüven kaybına neden oluyor. İş bulamama düşüncesi, kişinin kendini yetersiz hissetmesine, geleceğe karşı karamsarlık geliştirmesine ve özsaygısının zedelenmesine yol açıyor. Özellikle gençlerde ekonomik bağımsızlığın sağlanamaması ve aileye bağımlılığın devam etmesi, bireyin kendine olan güvenini olumsuz etkiliyor. Bu nedenle uzun süreli işsizlik yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda psikolojik destek gerektiren bir süreç olarak karşımıza çıkıyor” dedi.

“İşsizlik, gençlerin kendilerini yetersiz hissetmelerine yol açıyor”

İşsizlik yaşayan gençlerde kaygı bozukluğunun hangi belirtilerle daha sık ortaya çıktığından bahseden Kılıç, “İşsizlik yaşayan gençlerde özellikle gelecek hakkında yoğun endişe, karamsarlık, özgüven kaybı ve umutsuzluk gibi duygusal belirtiler sık sık görülüyor. Bunun yanında uyku sorunları, huzursuzluk, konsantrasyon güçlüğü, sürekli gerginlik hissi ve yorgunluk gibi fiziksel ve davranışsal belirtiler de ortaya çıkabiliyor. Uzun süre devam eden işsizlik, gençlerin kendilerini yetersiz hissetmelerine ve sosyal hayattan uzaklaşmalarına neden olabiliyor. Bu durum zamanla stresin artmasına, yaşam doyumunun düşmesine ve bazı gençlerde depresyon, alkol veya sigara kullanımının artması gibi ek sorunların gelişmesine de yol açabiliyor” diye aktardı.

"Yetersizlik duygusunu güçlendiriyor"

Klinik Psikolog İdil Kılıç, sosyal medya üzerinden başarı hikâyeleri görmenin, işsizlik yaşayan gençlerin kaygı bozukluğunu şiddetlendirdiğini ifade ederek, “İşsizlik yaşayan gençler çoğu zaman belirsizlik, gelecek kaygısı ve kendini yeterli hissedememe gibi duygularla mücadele eder. Sosyal medyada sürekli başarı hikâyeleri ve “ideal yaşam” örnekleriyle karşılaşmak ise gençlerin kendilerini başkalarının hayatlarıyla kıyaslamasına neden olabilir. Bu durum zamanla yetersizlik duygusunu güçlendirebilir, özgüveni zayıflatabilir ve kaygı belirtilerinin daha yoğun yaşanmasına yol açabilir. Özellikle geleceği konusunda hassasiyet yaşayan gençlerde bu tür içerikler psikolojik baskıyı artırarak duygusal yükü ağırlaştırır” dedi.kaygi_bozuklugu2.jpg

İşsizlik kaynaklı kaygı bozukluğu ile diğer kaygı bozukluğu türleri hakkında konuşan Kılıç, “Klinik açıdan değerlendirildiğinde, işsizlik kaynaklı kaygı ile diğer kaygı bozuklukları arasında tamamen farklı bir psikiyatrik tablo bulunmaz. Kaygı bozukluklarında genellikle yoğun endişe, huzursuzluk, dikkat güçlüğü ve geleceğe yönelik olumsuz düşünceler gibi benzer belirtiler görülür. Bu nedenle işsizlik yaşayan bireylerde ortaya çıkan kaygı da çoğu zaman benzer bir klinik çerçevede değerlendirilir. Ancak işsizlikle ilişkili kaygının belirgin yönü, kaygının içeriğinin daha çok ekonomik belirsizlik, iş bulma süreci ve gelecek güvencesi etrafında şekillenmesidir” ifadelerini kullandı.

“Geleceğe dair beklentilerin yoğunlaştığı hassas bir süreçtir”

Üniversite mezunu olup iş bulamayan gençlerde kaygı belirtilerinin daha sık görüldüğünü dile getiren Kılıç, “Gençlik dönemi, eğitimden çalışma hayatına geçişin yaşandığı ve geleceğe dair beklentilerin yoğunlaştığı hassas bir süreçtir. Bu dönemde iş bulamamak ya da iş bulma konusunda belirsizlik yaşamak, gençlerde yetersizlik duygusu, özgüven kaybı ve gelecek kaygısını artırabilir. Özellikle işsizlik süresi uzadıkça bu psikolojik baskı daha belirgin hale gelebilir” dedi.

kaygi_bozuklugu3.webp

İdil Kılıç, kaygı bozukluğu yaşayan işsiz gençlere yönelik bazı terapi yöntemlerini şöyle anlattı:

“Kaygı bozukluğu yaşayan işsiz gençlerde en etkili yaklaşımın yalnızca psikolojik destek ya da yalnızca mesleki eğitim değil, bu iki alanı birlikte ele alan bütüncül programlar olduğu görülmektedir. Özellikle bilişsel davranışçı terapi (BDT)temelli müdahaleler, işsizlikle ilişkili olumsuz düşünce kalıplarını fark etmeye, stresle baş etme becerilerini geliştirmeye ve kaygı belirtilerini azaltmaya yardımcı olabilmektedir. Bunun yanı sıra mindfulness temelli uygulamalar gençlerin duygularını daha sağlıklı düzenlemesine ve psikolojik sıkıntıyı azaltmasına katkı sağlayabilir. Ayrıca iş arama becerilerini geliştiren, öz yeterlilik duygusunu güçlendiren ve sosyal destek içeren grup temelli programların hem ruh sağlığını desteklediği hem de yeniden işe girme motivasyonunu artırdığı görülmektedir.”

Lütfen gerekli alanı doldurun.
Image